top of page
Ara
  • Yazarın fotoğrafıIraz Şensöz

Oggito Söyleşisi: “Büyüme kavramına takmış biriyim.”

Güncelleme tarihi: 15 Nis 2023

Yazarın ilk romanı Sincaplı Buda, tıpkı hayat gibi neşeyle hüznün iç içe geçtiği, sıcak bir büyüme hikâyesi anlatıyor.

Iraz Şensöz’ün ilk romanı Sincaplı Buda ilk defa Oggito.com’da görücüye çıkmıştı. Geçtiğimiz günlerde ise HOLDEN Kitap tarafından yayımlandı. Bugüne kadar çeşitli edebiyat dergilerinde kısa öyküler yayımlamış yazarla yazarlık, romanı ve büyüme kavramı üzerine konuştuk.


Söyleşi: Nuran Tuğrul


Nuran Tuğrul: Sincaplı Buda’da bir büyüme hikâyesi anlatıyorsun. Sıcak, samimi bir atmosfer var romanda. Sen de böyle bir ortamda mı büyüdün?


Iraz Şensöz: Evet, doğru. Ben de 17 yaşındaki karakterim Ece gibi sevgi dolu, sıcak bir ailede, tıpkı onun gibi odasını mabedi yapmış, kitapların da etkisiyle yarı hayal dünyasında yaşayan bir çocuk olarak büyüdüm. Gerçi Ece’nin benim ailemden farklı olarak annesiyle babası boşanıyor. O da aileyi, sevgiyi hatta tanrı inancını filan sorgulamaya başlıyor.


N.T.: Rahatımız bozulmadan sorgulamıyoruz pek galiba?


I.Ş.: Sorgulamıyoruz. Nadiren. Bizi rahatsız edecek, belki üzecek, şöyle bir silkeleyip kendimize getirecek bir şeyler olduğunda sorular sormaya başlıyoruz. Aslında zihnimiz açılıyor böyle durumlarda diyebiliriz. Bu da büyütüyor bizi, geliştiriyor. Bir anlamda karşımıza çıkan her “kriz” hayata başka türlü, daha derin ve geniş bir yerden bakabilmek için bir fırsat olabilir.


N.T.: Büyüme kavramıyla ilgili olduğunu biliyorum. Neden büyümekle ilgilisin?


I.Ş.: İlginin ötesinde büyüme kavramına takmış biriyim. Aslında birkaç nedeni var. Hem bireysel hem toplumsal nedenler bunlar. Öncelikle ben de geç büyümüş biriyim. Gerçi benim kişisel hikâyem biraz daha karmaşık; psikolojik sorunlarla uğraştığım uzun yıllar var. Bunlardan bahsetmek istemem. Toplumsal olarak bakınca; bizim “ergen” bir toplum olduğumuzu düşünüyorum. Bir türlü büyüyemiyoruz. Elli yaşında ama çocuk gibi kadınlar adamlar görüyorum. Çocukluğu burada olumsuz anlamda kullandığım anlaşılmıştır sanırım. Çocukluğun o oyuncu tarafını kaybetmeden büyümek başka bir mesele. Büyümek, sağlıklı bir yetişkin olmak, sorumlu biri olurken o çocukluğu da yaşatan hassas bir dengeden oluşuyor. Ruhsal olarak sağlıklı bir şekilde büyümek, özellikle bizim coğrafyada belki de böyle bir çağda gerçekten çok zor.


N.T.: Sincaplı Buda’da Ece biraz huysuz, küçük yalanlar söyleyen, ebeveynlerinin ayrılığıyla baş etmeye çalışırken kendini arayan tipik bir “ergen” aslında. Ece’yi nasıl yazdın?


I.Ş.: Ergenlik çağındaki karakterleri hem sinemada hem edebiyatta hem de hayatta çok severim. 16-17 yaş birçok insanın aslında kim olduğunu belirleyen, kendini yarattığı, hayatla ilk sahici ilişkiyi kurmaya çalıştığı çok ilginç bir dönem bence. Bu noktada Salinger’ın Çavdar Tarlasında Çocuklar romanından bahsetmeliyim çünkü Sincaplı Buda’yı yazmadan önce kendime bir soru sordum: “Çavdar Tarlasında Çocuklar’ın “girly” versiyonu olsa nasıl olurdu?” İşte bu bana kerteriz noktası oldu. Ece büyüme sancıları çekiyor ve meraklı biri. Ebeveynlerinin ayrılığı sonrası hem her şeyi sorgulamaya hem de zaten ilgilendiği budizmle daha çok ilgilenmeye başlıyor. Buda gibi olabilirse sorunlarıyla baş edebileceğine inanıyor. Kitabın ismi de buradan geliyor zaten.


N.T.: Sincaplı Buda’da dikkatimi çeken şey; sinema tadı olması. Sade, duru bir gündelik dil kullanmışsın. Senaryo yazdığını da biliyorum. Romanda bunun etkisi var mı sence?


I.Ş.: Çok doğru bir tespit. Sinema beni her zaman çok etkilemiştir. Film gibi öyküleri ise üslup oyunlarından daha çok seviyorum sanırım. Üslup oyunlarından çok görsel anlatımı, imge kullanmayı ve gündelik dil seviyorum. Tabii öykünün/romanın yani anlatılacak hikâyenin neye ihtiyaç duyduğu da önemli. Her hikâye kendi dilini yaratıyor. Onu dinlemek, hikâyeye yürekten kulak vermek lazım.


N.T.: Öykülerinden biliyorum. Sen iç ses yazmayı seviyorsun. Ece’nin iç sesini yazmak nasıldı? Zorlandın mı?


I.Ş.: Çok eğlenceliydi her şeyden önce. Ece muzır bir insan. Seviyorum onu. Yazarken hatta belki gündelik hayatta da farkında olmadan yaptığım bir şey insanların zihninde dolanmak. Empati yapmak yazan birçok insanın özelliğidir aslında. O anlamda Ece’nin karakterini netleştirdikten sonra onun zihnine girmek kesinlikle zor olmadı.


N.T.: İlk romanlar genelde otobiyografik özellikler taşıyor. Sincaplı Buda da böyle mi?


I.Ş.: Otobiyografik değil ama elbette benim hayatımdan küçük izler ve dokunuşlar var. Sadece beni yakından tanıyanların görebileceği küçük şeyler. Bence bir yazarın bundan azade olması çok zor. Yazma süreci bilinçdışıyla ilgili olduğu için, istemeden kendinizden bir şeyler katıyorsunuz. Hatta bununla ilgili bir hissiyatımı paylaşayım; bütün karakterlerim aslında benim. Sadece Ece’de değil, hepsinde benden bir şeyler var. Ben bunu şöyle tanımlamayı çok seviyorum; karakterlerime de öyküye de ruhumu üflüyorum.


N.T.: Şu ara neler yazıyorsun? Büyüme teması var mı yine?


I.Ş.: Aslında Sincaplı Buda’nın tematik olarak devamını yazmak istiyordum. Bir üçleme tasarladım. Hepsinin ana teması büyümek ama farklı açılardan ele almayı düşünüyordum bu konuyu. Yazarken dağıldım ve kısa öykü yazmaya başladım. Bakalım, geri döneceğim sanırım bu üçlemeye çünkü beni pek rahat bırakmıyor.


N.T.: Son olarak Sincaplı Buda’yı yazarken hangi yazarlardan etkilendin?


I.Ş.: Salinger’dan bahsetmiştim zaten. Çok alakasız gelebilir ama ruh olarak Beat Kuşağı beni hep etkilemiştir. Luis Sepulveda da öyle. Hepsinin ortak noktası içtenlik ve hayata aşık olmaları bence. Ben de öyleyim. Hayata aşığım.


29 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Ruhşen Doğan Nar - Eleştiri Yazısı

Holden Kitap tarafından Kasım 2021’de yayımlanan ‘Sincaplı Buda’, Iraz Şensöz’ün ilk kitabı. Arka kapak yazısında belirtildiği gibi kitap bir ergenlikten çıkış hikâyesi anlatıyor. On yedi yaşındaki Ec

Artistik Bellek Söyleşisi: Sincaplı Buda

Sincaplı Buda'yı Artistik Bellek için anlattım: Sene 2018. Kendime verdiğim “her gün bir kısa öykü” ödevini iki ay boyunca uygulamış ve 60 tane öykü yazmıştım. Uzun bir öykü hatta bir roman yazmayı de

Yoga Dergisi ile Söyleşi

Yazarımız Iraz Şensöz’ün ilk romanı Sincaplı Buda, HOLDEN Kitap etiketiyle yayımlandı. Bu vesileyle kendisiyle bir söyleşi yaptık. Kitabın tanıtım yazısı: Ergenlikten çıkış hikâyesi olan Sincaplı Buda

bottom of page